İzmir Doğal Doğum

Doğum gerek anne gerekse de baba adayları için çok önemlidir. Bu sürecin en sağlıklı şekilde atlatılması, hem bebeğin hem de anne sağlığının korunması için birtakım önlemler alınması gerekmektedir. Ancak günümüzde doğal doğum oranlarının düştüğünü bunun yanında müdahaleli doğum oranının yükseldiğini gözlemliyoruz. Doğum, doğal bir süreçtir ve herhangi bir komplikasyon riski bulunmuyor ise anne adaylarının doğal doğumu tercih etmesi gerekmektedir. 

Doğal Doğum Nedir?

Tıp alanında ileri teknoloji kullanımının, ilaç sanayinin gelişmesinin ve bununla birlikte tanı ve tedavi yöntemlerinin daha konforlu hale gelmesinin sonucu olarak kişinin sağlığını koruma süreci çok daha konforlu bir şekilde sürdürülmektedir. Bununla birlikte son yıllarda piyasadaki ilaçlara güvenin az olması, teknolojik cihazların yaydığı radyasyon düzeylerinin tehlike olarak algılanması ile birlikte doğal tedavi yöntemlerine yönelim de önemli derecede artmaktadır. Kadın doğum alanında doğal doğum yöntemi de bu gelişmelerin sonucu olarak sıklıkla uygulanmaya başlanmıştır.

Son zamanlarda sıkça duyduğumuz doğal doğum tanımlaması aslında özetle mümkün olduğunca müdahalesiz, modern tıbbın olanaklarını gerekmedikçe kullanmayan ancak asla reddetmeyen doğumun spirütürel yönüne odaklanan bir doğum yöntemidir.

Yüzyıllardır vajinal doğum nesillerin devamını sağlayan güvenli bir olaydır. Gebelik sürecinde yoga, pilates hareketleri, bebeğe odaklanma kasılmalarla baş edebilmeyi daha kolay hale getirecektir. Aynı zamanda anne adayına derin gevşeme, özel nefes teknikleri ile doğumda bedeni nasıl rahat bırakabilecekleri öğretilerek bilinçli bir doğum gerçekleştirilebilir. Aktif doğum eylemi esnasında ayakta durma, yürüme, çömelme gibi hareketler yer çekimi etkisi ile bebeğin pelvik kanaldan inişine yardımcı olur.

Ayrıca bu sayede plasentadan bebeğe kan akımı da daha rahattır ve oksijen alımı kolaylaşır. Çömelmek pelvisi açar, yer çekiminden optimum yararlanmayı sağlar. Diz üstü çökme ve diz dirsek pozisyonu da ağrıların daha az hissedilmesini sağlayabilir. Bu şekilde doğal doğum sonrası kadın mutludur ve çabucak normal hayatına döner. Anne adayının bebeğini bekleme süreci ile birlikte doğum anı ve doğum sonrası dönemde stresten uzak bir yaşam tarzının benimsenmesinde doğal doğum yöntemleri büyük ölçüde faydalı olmaktadır. Ancak hamilelik döneminde risk faktörlerinin bulunması ya da sağlık problemlerinin açığa çıkması ihtimalleri göz önüne alınarak her zaman için modern tıbbın imkanları göz önünde bulundurulmalıdır.

Gebelik takibinde ve doğal doğum sürecinde tıp eğitimi almış kadın doğum uzmanlarının eşliği büyük önem taşımaktadır. Gebelik sürecinde yaşanan herhangi bir sorun ya da doğum anında gelişen bir komplikasyona anında müdahale etmek için modern tıbbın olanaklarını reddetmemek gerekmektedir. Bununla birlikte anne ve bebeğin sağlığının korunmasında; beslenme düzeninin ve uygulanacak egzersiz programının da uzman kontrolünde olması gerekmektedir.

Doğal Doğum Belirtileri Nelerdir?

Doğal doğum en kısa tabiri ile müdahalesiz doğumdur. 40 haftalık süreç sonunda bebeğin doğum anı yaklaştığında birtakım belirtiler açığa çıkmaktadır. Bu süreçte bir ebe ya da uzman yardımı ile doğum gerçekleşmektedir. Doğal doğum belirtileri şu şekilde sıralanabilmektedir;

- Ağrı ve kramplar

- Suyun gelmesi

- Nişan kanaması

- İdrara az çıkma

- Rahim ağzının genişlemesi

Doğal doğum elbette ki birtakım acı ve ağrıları da beraberinde getirmektedir. Ancak hem anne hem de bebeğin sağlığının korunması adına öncelik mutlaka doğal doğumdan yana olmalıdır. Annenin anestezi almıyor olması, bebeğin normal yollar ile dünyaya geliyor olması ve ihtiyaç duyulmadıkça herhangi bir kesi işleminin uygulanmayacak olması doğum sonrası iyileşme sürecini de hızlandıran faktörler arasındadır. 

Doğal Doğum Neden Önemlidir?

Doğal doğum adından da anlaşılacağı üzere müdahale edilmeden yapılan doğumdur. Kendiliğinden başlayan bir doğumda bebek ve anne zaten doğal sürece uygun davranış sergileyeceklerdir. Bu nedenle gerekmediği takdirde müdahale yapılması bu işleyişi bozacaktır. Doğal doğumda anne ve bebek,  ilaca maruz kalmadan tamamen doğal hormanların etkisi ile doğumu tamamlamaktadırlar. Başka bir deyişle doğumun kontrolü salgılanan doğal hormonların kontrolü altında olmaktadır. 

Son olarak, doğumdan hemen sonra anne ve bebeğin birbirine temas etmesi ve bağ kurmaları mümkün olmakta kurulan bu bağ anne ve bebeğim gelecekteki ilişkilerini dahi etkilemektedir.

Doğal Doğum Sürecinde Neler Yapılmalıdır?

Doğum süreci anne adayları için oldukça önemlidir. Bu mucizevi olay için psikolojik ve fizyolojik olarak hazırlıklı olunmalıdır. Müdahalesiz doğum süreci sezaryen ile doğum sürecinden daha uzun olabilmektedir. Bu nedenle sabırlı olunmalı ve sadece doğum anına odaklanılmalıdır. Doğal doğum sürecinde yapılmas gerekenler şu şekilde sıralanabilmektedir;

- Normal doğumu destekleyen bir doktor ve sağlık kurumu tercih edilmelidir.

- Anne ve bebeğin sağlık durumunu tehdit edecek herhangi bir durum söz konusu değilken doğumun erken başlatılması kabul edilmemelidir. Doğum kendisi başlamalıdır.

- Doğum sırasında hareket etmeye özen göserilmelidir. Bu sırada hareket edilmemesi ve sürekli yatılmaması krampları azaltacak ve doğumu kolaylaştıracaktır.

- Doğum sırasında anne adayına destek olacak kişinin duygusal ve fiziksel yardımda bulunabilecek ve sakinliğini koruyabilecek biri olmasına dikkat edilmelidir.

- Doğum sırasında herhangi bir makineye bağlı kalmayın. Gerektiği durumlarda bebek kalp atışlarının dinlenebilmektedir.

- Gıda ve sıvı alımı kısıtlanmamalıdır. 

- Sırt üstü uzanmaktan ve bu pozisyonda doğum yapmaktan kaçınılmalıdır. 

- Doğumdan hemen sonra anne ve bebek bir araya gelmelidir.

Doğal Doğum Oranının Azalmasının Muhtemel Sebepleri Nelerdir?

Doğal doğum ile insanlık tarihi boyunca milyonlarca sağlıklı bebek dünyaya gelmiştir. Bununla birlikte teknolojinin gelişmesi ve tıp alanında yoğun olarak kullanılması özellikle doğum ile ilgili süreçte birçok fayda sağlamıştır. Günümüzde birçok anne adayı; doğal doğumun komplikasyonlarından ya da zorluklarından korkmaktadır. Bu nedenle de ağrı duymadan yaşayabileceği bir doğum sürecini tercih etmektedir. 

Doğal Doğuma Hazırlık 

Doğum sürecinin en sağlıklı ve kolay bir şekilde atlatılabilmesi için  sağlıklı gebelik sürecinin geçirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle gebelik takibinin zamanında ve nitelikli bir şekilde yürütülmesinin yanı sıra anne adayının beslenme ve egzersiz düzeninin de doğumu kolaylaştırıcı şekilde oluşturulması gerekmektedir. Doğal doğuma hazırlanılırken dikkat edilmesi gereken noktalar şu şekildedir;

- Gebelik sürecinde sağlıklı beslenilmelidir. 

- Sigara ve alkol gibi zararlı maddelerden tamamen uzaklaşılmalıdır.

- Fiizksel ve zihinsel egzersizler aksatılmamalıdır. Meditasyon ve hamilelik yogası birçok annenin doğum sürecini kolaylaştırmaktadır.

- Doğum çantası eksiksiz bir şekilde hazırlanmalıdır.

- Pozitif düşünülmeli ve stres altında kalmamaya dikkat edilmelidir.

- Güçlü iletişim kurulacak bir doktora başvurulmalıdır.

Doğal Doğum Sonrası

Doğum sonrasında anne kısa sürede normal yaşamına dönebilmektedir. Böylece hastanede kalış süresi de kısalmaktadır. Bunlarla birlikte rahmin kasılmasını sağlayan oksitosin hormonu aynı zamanda sütün gelmesini de kolaylaştırmaktadır. Bebeğin emzirme dönemi en erken dönemde başamış olmaktadır. Aynı zamanda anne karnında su içerisinde yüzen bebeğin akciğerlerindeki su, doğal doğum anında sıkışarak dışarı atılmaktadır. 

Sezaryen, müdahaleli doğum olarak tanımlanmakta ve annenin rahim duvarının kesilerek bebeğin dışarı alınması işlemidir. Bu uygulamada anestezi, kesi ve dikiş işlemleri gerçekleştirilmektedir. Bu süreçte anne bebeğinin ilk kokusunu duyamayacak ve iyileşmekle meşgul olacaktır. Bu nedenle doğal doğumun efsanevi korkutucu hikayelerine kulak asılmamalı ve öncelik doğal doğum olmalıdır. 

- Doğum süreci zamanı geldiğinde kendiliğinden başlamaktadır.

- Anne adayı doğum sürecinde hareket özgürlüğüne sahiptir. 

- Anne adayına verilen duygusal ve fiziksel destek ile doğum süreci kolaylaşmaktadır.

- Doğum sonrasında anne ve bebek bir arada kalmaktadır. 

Doğum Hormonları

Doğal doğumu bu kadar önemli ve eşsiz kılan şey doğum hormonlarıdır. 

Oksitosin: 

Salgılanan oksitosin hormonu rahimdeki kasılmaları tetiklemektedir. Oksitosin hormonu özellikle doğum anında en yüksek seviyeye ulaşmaktadır. Bebeğin doğumdan sonra annenin kucağına bırakıldığı ve anneye alışması için süre tanındığı takdirde oksitosin seviyesi daha da artmaktadır. Oksitosin hormonu doğumdan sonra anne ve bebeğin bağ kurmasında da etkili olmaktadır. 

Oksitoksin sevginin olduğu her yerde kadın ve erkeklerde ayrı ayrı salgılandığı gözlenmiş bir hormondur. Oksitoksin, anne ve bebeğin sevgi bağı açısından üst düzeye ulaşmasıdır.  Bu anlamda oksitosin bir nevi annelik hormonu olmaktadır.

Endorfin: 

Endorfin doğum zorlaştıkça salgılanan doğal bir ağrı kesici ve mutluluk hormonudur. Beden ihtiyacı olan ağrı kesiciyi kendi kendine salgılamış olmaktadır. Endorfin hormonu salgılandığında annenin çevreyle iletişimi kopmaktadır. Bu durum anneye başka bir boyuttaymış hissi vermektedir. Böylece anne, doğuma ve bebeğine daha iyi odaklanabilmektedir.  

Oksitosin hormonu ile birleştiğinde anne ve bebeğin arasındaki bağı arttırmakta etkili olmaktadır.

Kotekolaminler:

Kotekolaminler hormon grubu, stres anında salgılanmaktadır. Vücudun tehlikeye karşı kendini korumasına yönelik ilkel bir hormon salgılama davranışıdır. Korku anında salgılanan bu hormon grubu, vücudun iyiliği için rahimi etkileyerek doğumu durdurmaktadır. Yani korku, doğumu bir çıkmaza sokmaktadır. Doğum başında olumsuz etkisi olan kotekolaminler hormon grubu, doğumun sonlarına doğruysa anneye güç vermekte ve doğumu olumlu yönde etkilemektedir. 

Ayrıca salgılanan stres hormonları sayesinde bebeğin akciğer gelişimi daha iyi sağlanmaktadır. Aynı zamanda bebeğin doğum kanalından geçişi de bu hormon grubu sayesinde kolaylaşmaktadır.

Hızlı Ulaşmak için;