Tıp alanında ileri teknoloji kullanımının, ilaç sanayinin gelişmesinin ve bununla birlikte tanı ve tedavi yöntemlerinin daha konforlu hale gelmesinin sonucu olarak kişinin sağlığını koruma süreci çok daha konforlu bir şekilde sürdürülmektedir. Bununla birlikte son yıllarda piyasadaki ilaçlara güvenin az olması, teknolojik cihazların yaydığı radyasyon düzeylerinin tehlike olarak algılanması ile birlikte doğal tedavi yöntemlerine yönelim de önemli derecede artmaktadır. Kadın doğum alanında doğal doğum yöntemi de bu gelişmelerin sonucu olarak sıklıkla uygulanmaya başlanmıştır.

Son zamanlarda sıkça duyduğumuz doğal doğum tanımlaması aslında özetle mümkün olduğunca müdahalesiz, modern tıbbın olanaklarını gerekmedikçe kullanmayan ancak asla reddetmeyen doğumun spirütürel yönüne odaklanan bir doğum yöntemidir. Yüzyıllardır vajinal doğum nesillerin devamını sağlayan güvenli bir olaydır. Gebelik sürecinde yoga, pilates hareketleri, bebeğe odaklanma kasılmalarla baş edebilmeyi daha kolay hale getirecektir. Aynı zamanda anne adayına derin gevşeme, özel nefes teknikleri ile doğumda bedeni nasıl rahat bırakabilecekleri öğretilerek bilinçli bir doğum gerçekleştirilebilir. Aktif doğum eylemi esnasında ayakta durma, yürüme, çömelme gibi hareketler yer çekimi etkisi ile bebeğin pelvik kanaldan inişine yardımcı olur. Ayrıca bu sayede plasentadan bebeğe kan akımı da daha rahattır ve oksijen alımı kolaylaşır. Çömelmek pelvisi açar, yer çekiminden optimum yararlanmayı sağlar. Diz üstü çökme ve diz dirsek pozisyonu da ağrıların daha az hissedilmesini sağlayabilir. Bu şekilde doğal doğum sonrası kadın mutludur ve çabucak normal hayatına döner. Anne adayının bebeğini bekleme süreci ile birlikte doğum anı ve doğum sonrası dönemde stresten uzak bir yaşam tarzının benimsenmesinde doğal doğum yöntemleri büyük ölçüde faydalı olmaktadır. Ancak hamilelik döneminde risk faktörlerinin bulunması ya da sağlık problemlerinin açığa çıkması ihtimalleri göz önüne alınarak her zaman için modern tıbbın imkanları göz önünde bulundurulmalıdır.

Gebelik takibinde ve doğal doğum sürecinde tıp eğitimi almış kadın doğum uzmanlarının eşliği büyük önem taşımaktadır. Gebelik sürecinde yaşanan herhangi bir sorun ya da doğum anında gelişen bir komplikasyona anında müdahale etmek için modern tıbbın olanaklarını reddetmemek gerekmektedir. Bununla birlikte anne ve bebeğin sağlığının korunmasında; beslenme düzeninin ve uygulanacak egzersiz programının da uzman kontrolünde olması gerekmektedir.

Doğal Doğum Neden Önemlidir?

Doğal doğum adından da anlaşılacağı üzere müdahale edilmeden yapılan doğumdur. Kendiliğinden başlayan bir doğumda bebek ve anne zaten doğal sürece uygun davranış sergileyeceklerdir. Bu nedenle gerekmediği takdirde müdahale yapılması bu işleyişi bozacaktır. Doğal doğumda anne ve bebek,  ilaca maruz kalmadan tamamen doğal hormanların etkisi ile doğumu tamamlamaktadırlar. Başka bir deyişle doğumun kontrolü salgılanan doğal hormonların kontrolü altında olmaktadır. 

Son olarak, doğumdan hemen sonra anne ve bebeğin birbirine temas etmesi ve bağ kurmaları mümkün olmakta kurulan bu bağ anne ve bebeğim gelecekteki ilişkilerini dahi etkilemektedir.

Doğum Hormonları

Doğal doğumu bu kadar önemli ve eşsiz kılan şey doğum hormonlarıdır. 

Oksitosin: 

Salgılanan oksitosin hormonu rahimdeki kasılmaları tetiklemektedir. Oksitosin hormonu özellikle doğum anında en yüksek seviyeye ulaşmaktadır. Bebeğin doğumdan sonra annenin kucağına bırakıldığı ve anneye alışması için süre tanındığı takdirde oksitosin seviyesi daha da artmaktadır. Oksitosin hormonu doğumdan sonra anne ve bebeğin bağ kurmasında da etkili olmaktadır. 

Oksitoksin sevginin olduğu her yerde kadın ve erkeklerde ayrı ayrı salgılandığı gözlenmiş bir hormondur. Oksitoksin, anne ve bebeğin sevgi bağı açısından üst düzeye ulaşmasıdır.  Bu anlamda oksitosin bir nevi annelik hormonu olmaktadır.

Endorfin: 

Endorfin doğum zorlaştıkça salgılanan doğal bir ağrı kesici ve mutluluk hormonudur. Beden ihtiyacı olan ağrı kesiciyi kendi kendine salgılamış olmaktadır. Endorfin hormonu salgılandığında annenin çevreyle iletişimi kopmaktadır. Bu durum anneye başka bir boyuttaymış hissi vermektedir. Böylece anne, doğuma ve bebeğine daha iyi odaklanabilmektedir.  

Oksitosin hormonu ile birleştiğinde anne ve bebeğin arasındaki bağı arttırmakta etkili olmaktadır.

Kotekolaminler:

Kotekolaminler hormon grubu, stres anında salgılanmaktadır. Vücudun tehlikeye karşı kendini korumasına yönelik ilkel bir hormon salgılama davranışıdır. Korku anında salgılanan bu hormon grubu, vücudun iyiliği için rahimi etkileyerek doğumu durdurmaktadır. Yani korku, doğumu bir çıkmaza sokmaktadır. Doğum başında olumsuz etkisi olan kotekolaminler hormon grubu, doğumun sonlarına doğruysa anneye güç vermekte ve doğumu olumlu yönde etkilemektedir. 

Ayrıca salgılanan stres hormonları sayesinde bebeğin akciğer gelişimi daha iyi sağlanmaktadır. Aynı zamanda bebeğin doğum kanalından geçişi de bu hormon grubu sayesinde kolaylaşmaktadır.